vedat türkali

insan neden sanat yapıyor? belki de bunun en yalın cevabı, evrende bildiğimiz şuurlu tek canlı olan insanın birşeyleri tanımlamak zorunda olduğudur. mağralara ilk hayvan resimlerini çizmek kolaydı ama önemli bir tanımlama cimnasitiğiydi. iş geldi dayandı sonrasında felsefeye. felsefeye en doğru arayışla başladı. ''nosce te ipsum'' yani kendini tanı. veya en doğru soruyla da başladı diyebiliriz; ''ben kimim''. işte bu geldiği yer, bence insanı hakikate ulaştırabilecek en doğru önermelerden biridir. ben kimim sorusuna yanıt, evrenin nihai amacı olabilir. canlı cansız bütün evrensel yaşam belki de ben kimlik sorusuna erişim sağlamak içindir.

insan bu çağda, tanımsızlıkların can çekişmesini yaşamaktadır. çok geçmiş yıllarda abd hükümeti kızılderili halkını en kısa yoldan soyunu kurutmak için verem mikrobu taşıyan batanniyeler vermiştir. bugün sağolsun kapitalist modernite de insanlığa her konuda üç beş tanım vermektedir. bu tanımlar insan bünyesine öyle bir nufus ediyor ki herkes aynılaşmaktadır. aynılaşan insanlar da çıldırmaktadır. psikytr arkadaşlarım bana ne kadar kızalarsa kızssınlar, tıp bilimi insanın bu nevroz haline yasal torbacılıktan başka hiç bir çözüm bulmamaktadır.

vedat türkali, türk edebiyatının en iyi romancısı olmasa da benim en sevdiğim türk romancıdır. roman karakterlerinin iç sesi ve kendilerini sık sık ''ikircikli bir halde yakalamaları'' okuyucunun yüzüne çarpılan bir tokattır. iyi bir okuyucu türkali romanlarının yardımıyla yaşamda canlı cansız, soyut somut her varlığı tanımlamasında kendisine büyük yardımı olacağı bir iç ses disiplini kazanır.

iyi ki dünyamızda 97 sene var oldun büyük usta.