vulcanesia

Durum: 33 - 1 - 0 - 0 - 03.04.2018 10:06

Puan: 369 -

4 ay önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 2

ekşisözlüğe alternatif sözlük

hacettepesözlük olmayacağı kesindir. en azından önümüzdeki birkaç yıl diyelim.

tez yazmak

rahmetli john lennon'un bir sözüyle girişilmesi gereken eylem. der ki baba "denersen herşey kolay". tez yazacağım diyorsanız, samimiyseniz, bilgisayar başına oturacaksınız ve yazmaya başlayacaksınız. bakın gerisi nasıl da geliyor. bahane aramayan, özgüvenli, gerçekten birşeyler yapabileceğine kendini inandırmış kimselerin uğraşması gereken şeydir.

fakir içkisi

pet şişede satılan skol biradır. plastik bardakta içilmelidir. hatta fakirin cebinde biraz para artmışsa yanına çekirdek de alınmalıdır.

mesai çıkışı toplu taşımada olan yaşlılar

toplu taşımanın öğrencilere bedava olması gerekirken, yaşlılara bedava olmasının bir sonucudur. 88 yaşındaki muhittin amca eryaman'da oturuyor ama sabah saat 7 buçukta metroya binip ulus'a ekmek almaya gidiyor. neden? çünkü bedava.

hannibal barca

klasik çağda yaşamış, o dönemki roma cumhuriyetine kan kusturmuş, afrika'nın aslanı, alplerin fatihi, büyük lider ve kumandandır. deniz ticaretiyle nam salmış, geniş toprakları ve kolonileri barındıran büyük kartaca devletinin kumandanıdır. hannibal imkansız denen şeyi başarmış, çok zaiyat verse de kış mevsiminde alpleri geçmiş ve italya'yı kuzeyden başlayarak işgal etmiştir. roma'yı birkaç savaşta inanılmaz taktiklerle mahvetmiştir ve roma'yı yıkılma eşiğine getirmiştir. fakat işgal sırasında kartaca senatosundan yeterli desteği alamamıştır ve ordusu gün geçtikçe güç kaybetmiştir. geçen bu zaman içerisinde roma'nın eli armut toplamamış, roma şehrine girmeyen hannibal çaresizce destek beklerken, onlar toparlanmayı, silkinmeyi bilmişlerdir.

hannibal'le yapılan savaşlarda onu çok iyi izleyip, çözen roma'nın parlak komutanlarından publius cornelius scipio, toparlanmış roma ordusunu alıp, sürpriz bir şekilde kartaca'nın ispanya topraklarına saldırmıştır. scipio o kadar kısa sürede o kadar net zaferler almıştır ki bir anda kendisini kartaca şehri yakınlarına bulmuştur. hannibal'i desteklemeyen şerefsiz kartaca senatosu götleri sıkışınca, hannibal'e yalvarıp ondan yardım isterler. hannibal başka çare yok deyip afrika'ya döner ve zama bölgesinde scipio ile karşılaşır.

scipio, hannibal'den öğrendiği taktiklerle hannibal'i savaş alanında süpürmüştür ve ona ilk mağlubiyetini tattırmıştır. yani bir nevi hannibal kendisine yenilmiştir. scipio roma'da bir kahraman olarak karşılanmıştır ve ona "africanus" ünvanı verilmiştir. hannibal savaştan sonra ortadan kaybolmuştur. sonraki yıllarda da senato ve yönetim içerisindeki entrikalar sonucu scipio da kahramanken birden vatan hainliği suçlamalarıyla karşı karşıya kalmış ve itibarı yerle bir edilmiştir. acılar içerisinde, memleketine ağız dolusu küfürler ederek ölmüştür zavallı scipio.

hannibal yıllar sonra anadolu'da ortaya çıkmıştır. zama'daki hüsrandan sonra anadolu'da güçü bir devlet olan selevkos imparatorluğuna sığınmış ve orada imparator antiokos'un baş danışmanı olmuştur. bir dönem burda danışmanlık yaptıktan sonra bithinya'ya sığınmıştır. burada da bithinya kralına danşmanlık yapan hannibal, kralın büyük satışına gelmiştir. roma yıllar geçse de hala hannibal'in izini sürmüş ve en sonunda bithinya'da yakalamıştı. kral da roma'nın taşaklarını yalama fırsatını kaçırmamış, hannibal'i satmıştır. hannibal, kendisini tutuklamaya gelen roma askerleri onun odasına ulaşmadan intihar etmiştir. kaderini romalıların eline bırakmaktansa kendi sonunu kendisi getirmiştir.

bithinya toprakları günümüz kocaeli yarımadasındaydı. gebze'de, altında hannibal'in mezarı olduğu düşünülen bir anıt vardır. tübitak arazisi içerisindedir ve ziyaretçilere açıktır. herşey bir yana, en sonunda kaybeden taraf olduğu için tarihte hakettiği yeri bulamayan bir karakterdir kendisi. günümüzde modern savaşlarda dahi hannibal'in roma'ya karşı kullandığı taktiklerden bazıları kullanılmaktadır. aynı zamanda dünya askeri tarihinde, ağır süvari (heavy cavalry) kavramını ilk oluşturan kumandandır. baal seni cennetinde ağırlasın yüce kumandan!

zeus

olimpos tanrılarının en büyüğü, en güçlüsü, en babası. özellikle "baba" ünvanı kendilerine çok yakışır çünkü neredeyse elinden geçmeyen kadın kalmamıştır mitolojiye göre. aynı zamanda türkiye'de fedon olarak da bilinir.

yüksek sadakat

uzun saçlı rockçı algısını, cillop gibi ayna kafalarıyla yıkıp virana çeviren, güzel bir türk rock müzik grubu. önceki entrylerde değinildiği gibi eurovision yaramamıştır kendilerine. bir de tüm dünyada da geçerli olan bir durum, zırt pırt solisti değişen grup tutunamaz. solist demek grubun yüzü, karakteri demektir bana göre. adamlar bu karakteri çok değiştirdiler o yüzden yürümedi bu kafile.

ii. mehmet

konstantinopolisi fethettikten sonra ünvanları arasına "kayzer-i rum" yani roma imparatorunu eklemiş olan padişah. tüm osmanlı padişahları arasında en entelektüel olmasının yanı sıra, en sevilmeyenidir aynı zamanda. yalnız dünya tarihine adını derin derin kazıtmıştır. avrupanın günümüzde dahi türklerden nefret etmesinin temel sebebi bu adamdır. zira onların en sevdikleri, kıymetli kızları olan konstantinopolisi ele geçirmekle kalmamış, aynı zamanda ona defalarca tecavüz etmiştir. okullarda okuduğumuz tarih kitaplarında değinilmese de istanbul fethedildikten sonra şehrin aylarca askerler tarafından yağmalandığı söylenir. mermerden bir konstantinopolisi alıp, ahşap bir istanbula çevirmiştir. aynı zamanda fatih, türkleri hiç sevmemektedir. hatta hakaret olarak "bre türk!!" sözünü kullandığı rivayet edilir. sonuç olarak tarihte çok ama çok önemli bir şahsiyettir fakat tarih kitaplarında anlatıldığı gibi iyilik timsali, muhteşem bir insan asla olmamıştır. herşeye rağmen dünya tarihinde "fatih" ünvanını ondan daha çok hakeden bir hükümdar yoktur.

köpeğe tecavüz eden yaşlı adam

bu yaşına kadar elinden kaç köpek geçtiği tahmin dahi edilemeyen varlık. islam dini hayvanlar konusunda katıdır. dine göre evde köpek beslemek bile haramdır derler. bu adam bambaşka bir boyuta geçmiş.

george orwell

yazarın hayvan çiftliği adlı eserinde, akıllı napoleon ve snowball karakterleri arasındaki ilişkinin aynısını, günümüz türkiyesinde erdoğan ve gülen arasında görebilirsiniz.

stefan zweig

yahudi kökenli avusturyalı yazardır. insanların duygu değişimlerini yazıya muazzam bir şekilde yansıtır. neredeyse her bir kısa öyküsünde, "evet ben de böyle bir düşünceye veya duyguya kapılmıştım. sanki beni anlatıyor" demeniz tesadüf değildir. eserleri avrupa'nın muhtelif yerlerinde geçer. avrupa kültürünü, yaşam tarzını, insan ilişkilerini çok yorucu olmayan bir dille işler. genellikle birşeylerini kaybetmiş veya kaybetmek üzere olan insanların acılarını ve yaşadıkları büyük buhranları okursunuz eserlerinde. herhangi bir zweig eseri okuduğunuzda moraliniz bozulur, depresyona girersiniz, derin düşüncelere dalarsınız fakat bu garip bir şekilde hoşunuza gider. satranç, amok koşucusu, karmaşık duygular, bir kadının yaşamından 24 saat, gömülü şamdan gibi eserleri şiddetle tavsiye edilir. kendisi, aşık olduğu avrupa'da, o dönemde patlak veren faşizm, insan hakları ihlalleri ve savaşlar sebebiyle, büyük bir umutsuzluğa düşmüş ve karısıyla birlikte intihar etmiştir. özellikle son günlerde metroda, otobüste, çeşitli yerlerde kitap okuyan insanların elinde sıkça stefan zweig ile karşılaşmaya başladım. türk insanı ya da en azından ankara insanı zweig'ı sonunda keşfetmiş gibi görünüyor.

futbol

kuralları oldukça basit ve anlaşılır olmasından ötürü oynaması en kolay, izlemesi en zevkli spor dallarından biri.

fenerbahçe

sarı lacivert renkleriyle istanbul'un anadolu yakasını temsil eden, türkiye'de en çok taraftarı bulunan kulüplerden biridir. 1907'de kurulan fenerbahçe, maçlarını kadıköy'deki eski ismi şükrü saraçoğlu stadı olan ülker stadyumu'nda oynar. yaklaşık 20 yıldır kulübün başına musallat olan bir başkan tarafından yönetilmektedir. kulüpte şimdiye kadar lefter, cemil turan, rıdvan dilmen, tanju çolak, jay jay okocha, van hooijdonk, anelka, alex de souza, roberto carlos gibi büyük isimler forma giymiştir. ligde tam tamına 19 şampiyonluğu bulunan kulüp şampiyonlar liginde çeyrek final, uefa avrupa liginde yarı final görmüştür.

not: sözlükte herkes galatasaraylı herhalde bir allahın kulu fenerbahçe başlığı açmamış bana nasip oldu. :)

lionel messi

arjantin gibi bir milli takımda, muhteşem kariyerine rağmen hala dünya kupası kaldıramamış efsane futbolcudur. 2018 dünya kupasında da ne yapacağı merakla beklenmektedir. messi'nin inanılmaz çabasıyla dünya kupasına katılma hakkını son anda elde edebilen arjantin malesef favori değildir.

evli erkeği mastürbasyona iten sebepler

porno bağımlılığıdır.

kürdistan milli marşı

bol bol inceltme işareti barındıran marşdır.

hastası olunan sözler

dünya bize babamızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan ödünç aldık...

mars

güneş sisteminin 4. gezegenidir. aynı zamanda dünyamıza en yakın gezegendir (227.94 milyon km). yüzeyinde çok miktarda bulunan demir oksit nedeniyle kırmızı bir görünümdedir ve "kızıl gezegen" olarak da adlandırılır. tamamiyle ölü bir gezegendir. üzerinde hiçbir tektonik veya volkanik aktivite bulunmamaktadır. fakat birçok volkan, kanyon, basen içeren mars, jeolojik geçmişi boyunca aktifti. tüm güneş sisteminde şimdiye kadar bilinen en büyük dağ ve volkan mars'ta bulunmaktadır. ismi olympus olan bu kalkan türü volkan yaklaşık 24 km yüksekliğinde bir devdir. daha kolay anlaşılması için dünyamızdan örnek verelim. dünyanın en büyük yükseltisi olan everest dağını ve deniz seviyesinden en derinde bulunan nokta olan mariana çukurunu üst üste koyun bir olympus dağı kadar olmaz. mars'ın kuzey yarım küresi devasa bir basendir. bu bölgenin geçmişte büyük bir okyanusa ev sahipliği yapmış olduğu düşünülse de, geçmişte büyük bir meteorun bu bölgeye çarpıp kabuğu incelttiği ve dev bir basen oluşturduğu da teoriler arasındadır.

rakı balık

en ikonik yemek-içki ikilisidir. biri diğerinden eksik alındığında diğerinin yokluğu sürekli hissedilir. insanın zevkine göre bir müzik ve yakın dostlarla sohbet eşliğinde alınmaları şarttır.

hacettepe'nin en büyük sorunu

maddeler halinde şu şekildedir.

- özellikle beytepe kampüsünün aşırı kalabalık olması. kontenjanlar aldı başını gidiyor, bu gidişle kampüste çimenlerde dahi oturacak yer kalmayacak. aynı zamanda sınıflar konser alanı gibi oluyor. bir hocanın en az 80 kişilik bir güruha verimli şekilde ders anlatması imkansız.

- yemek için veya oturmak için kafe, restoran gibi yerlerin yetersiz olması. hemen hemen her bölümde kafeterya tarzı birşeyler olmalı, insanlar dersten çıkınca eşek gibi yol yürümeden çayını, kahvesini içebilmeli, derse geç kalanlar apar topar bir sandviç veya tost gömebilmeli. ayrıca city, nacho gibi yerler hem kalabalıktan geçilmiyor (mecburiyetten) hem de sürekli herşeye zam geliyor. sorunca artan kiralardan dem vuruyorlar, onlar da haklı belki bilemedim. üniversite yönetimi bu durum karşısında birşeyler yapmalı.

- kütüphanenin yetersiz olması. özellikle sınav zamanlarında öğrenci tayfası yer bulmakta oldukça güçlük çekiyor. bu sebeple insanlar sabahın köründe yer tutmak zorunda kalıyor, tüm gün yerinde oturamayacağından eşyalarını orada bırakıyor ve kendisi oturmasa bile başkası oturamıyor, boşu boşuna yer işgal ediyor.

- bana göre en önemlisi de herşeye sürekli zam gelmesi. yemekhane, semt servisleri, yurtlar bir öğrencinin altından kalkamayacağı derecede pahalı. servis ücreti 2.80 tl nedir arkadaşlar? ne yiyip ne içecek bu öğrenci?? ego sıraları malum, ankara ulaşımı da malum. batıkent'te oturan bir öğrenci 1 buçuk saat metroyla yol çekmek zorunda kalıyor ama servisle 20 dakika gibi bir sürede okula ulaşabiliyor. bu kadar zamana ve enerjiye günahtır.
  • /
  • 2
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 33

stefan zweig

yahudi kökenli avusturyalı yazardır. insanların duygu değişimlerini yazıya muazzam bir şekilde yansıtır. neredeyse her bir kısa öyküsünde, "evet ben de böyle bir düşünceye veya duyguya kapılmıştım. sanki beni anlatıyor" demeniz tesadüf değildir. eserleri avrupa'nın muhtelif yerlerinde geçer. avrupa kültürünü, yaşam tarzını, insan ilişkilerini çok yorucu olmayan bir dille işler. genellikle birşeylerini kaybetmiş veya kaybetmek üzere olan insanların acılarını ve yaşadıkları büyük buhranları okursunuz eserlerinde. herhangi bir zweig eseri okuduğunuzda moraliniz bozulur, depresyona girersiniz, derin düşüncelere dalarsınız fakat bu garip bir şekilde hoşunuza gider. satranç, amok koşucusu, karmaşık duygular, bir kadının yaşamından 24 saat, gömülü şamdan gibi eserleri şiddetle tavsiye edilir. kendisi, aşık olduğu avrupa'da, o dönemde patlak veren faşizm, insan hakları ihlalleri ve savaşlar sebebiyle, büyük bir umutsuzluğa düşmüş ve karısıyla birlikte intihar etmiştir. özellikle son günlerde metroda, otobüste, çeşitli yerlerde kitap okuyan insanların elinde sıkça stefan zweig ile karşılaşmaya başladım. türk insanı ya da en azından ankara insanı zweig'ı sonunda keşfetmiş gibi görünüyor.

hannibal barca

klasik çağda yaşamış, o dönemki roma cumhuriyetine kan kusturmuş, afrika'nın aslanı, alplerin fatihi, büyük lider ve kumandandır. deniz ticaretiyle nam salmış, geniş toprakları ve kolonileri barındıran büyük kartaca devletinin kumandanıdır. hannibal imkansız denen şeyi başarmış, çok zaiyat verse de kış mevsiminde alpleri geçmiş ve italya'yı kuzeyden başlayarak işgal etmiştir. roma'yı birkaç savaşta inanılmaz taktiklerle mahvetmiştir ve roma'yı yıkılma eşiğine getirmiştir. fakat işgal sırasında kartaca senatosundan yeterli desteği alamamıştır ve ordusu gün geçtikçe güç kaybetmiştir. geçen bu zaman içerisinde roma'nın eli armut toplamamış, roma şehrine girmeyen hannibal çaresizce destek beklerken, onlar toparlanmayı, silkinmeyi bilmişlerdir.

hannibal'le yapılan savaşlarda onu çok iyi izleyip, çözen roma'nın parlak komutanlarından publius cornelius scipio, toparlanmış roma ordusunu alıp, sürpriz bir şekilde kartaca'nın ispanya topraklarına saldırmıştır. scipio o kadar kısa sürede o kadar net zaferler almıştır ki bir anda kendisini kartaca şehri yakınlarına bulmuştur. hannibal'i desteklemeyen şerefsiz kartaca senatosu götleri sıkışınca, hannibal'e yalvarıp ondan yardım isterler. hannibal başka çare yok deyip afrika'ya döner ve zama bölgesinde scipio ile karşılaşır.

scipio, hannibal'den öğrendiği taktiklerle hannibal'i savaş alanında süpürmüştür ve ona ilk mağlubiyetini tattırmıştır. yani bir nevi hannibal kendisine yenilmiştir. scipio roma'da bir kahraman olarak karşılanmıştır ve ona "africanus" ünvanı verilmiştir. hannibal savaştan sonra ortadan kaybolmuştur. sonraki yıllarda da senato ve yönetim içerisindeki entrikalar sonucu scipio da kahramanken birden vatan hainliği suçlamalarıyla karşı karşıya kalmış ve itibarı yerle bir edilmiştir. acılar içerisinde, memleketine ağız dolusu küfürler ederek ölmüştür zavallı scipio.

hannibal yıllar sonra anadolu'da ortaya çıkmıştır. zama'daki hüsrandan sonra anadolu'da güçü bir devlet olan selevkos imparatorluğuna sığınmış ve orada imparator antiokos'un baş danışmanı olmuştur. bir dönem burda danışmanlık yaptıktan sonra bithinya'ya sığınmıştır. burada da bithinya kralına danşmanlık yapan hannibal, kralın büyük satışına gelmiştir. roma yıllar geçse de hala hannibal'in izini sürmüş ve en sonunda bithinya'da yakalamıştı. kral da roma'nın taşaklarını yalama fırsatını kaçırmamış, hannibal'i satmıştır. hannibal, kendisini tutuklamaya gelen roma askerleri onun odasına ulaşmadan intihar etmiştir. kaderini romalıların eline bırakmaktansa kendi sonunu kendisi getirmiştir.

bithinya toprakları günümüz kocaeli yarımadasındaydı. gebze'de, altında hannibal'in mezarı olduğu düşünülen bir anıt vardır. tübitak arazisi içerisindedir ve ziyaretçilere açıktır. herşey bir yana, en sonunda kaybeden taraf olduğu için tarihte hakettiği yeri bulamayan bir karakterdir kendisi. günümüzde modern savaşlarda dahi hannibal'in roma'ya karşı kullandığı taktiklerden bazıları kullanılmaktadır. aynı zamanda dünya askeri tarihinde, ağır süvari (heavy cavalry) kavramını ilk oluşturan kumandandır. baal seni cennetinde ağırlasın yüce kumandan!

zeus

olimpos tanrılarının en büyüğü, en güçlüsü, en babası. özellikle "baba" ünvanı kendilerine çok yakışır çünkü neredeyse elinden geçmeyen kadın kalmamıştır mitolojiye göre. aynı zamanda türkiye'de fedon olarak da bilinir.

hannibal barca

klasik çağda yaşamış, o dönemki roma cumhuriyetine kan kusturmuş, afrika'nın aslanı, alplerin fatihi, büyük lider ve kumandandır. deniz ticaretiyle nam salmış, geniş toprakları ve kolonileri barındıran büyük kartaca devletinin kumandanıdır. hannibal imkansız denen şeyi başarmış, çok zaiyat verse de kış mevsiminde alpleri geçmiş ve italya'yı kuzeyden başlayarak işgal etmiştir. roma'yı birkaç savaşta inanılmaz taktiklerle mahvetmiştir ve roma'yı yıkılma eşiğine getirmiştir. fakat işgal sırasında kartaca senatosundan yeterli desteği alamamıştır ve ordusu gün geçtikçe güç kaybetmiştir. geçen bu zaman içerisinde roma'nın eli armut toplamamış, roma şehrine girmeyen hannibal çaresizce destek beklerken, onlar toparlanmayı, silkinmeyi bilmişlerdir.

hannibal'le yapılan savaşlarda onu çok iyi izleyip, çözen roma'nın parlak komutanlarından publius cornelius scipio, toparlanmış roma ordusunu alıp, sürpriz bir şekilde kartaca'nın ispanya topraklarına saldırmıştır. scipio o kadar kısa sürede o kadar net zaferler almıştır ki bir anda kendisini kartaca şehri yakınlarına bulmuştur. hannibal'i desteklemeyen şerefsiz kartaca senatosu götleri sıkışınca, hannibal'e yalvarıp ondan yardım isterler. hannibal başka çare yok deyip afrika'ya döner ve zama bölgesinde scipio ile karşılaşır.

scipio, hannibal'den öğrendiği taktiklerle hannibal'i savaş alanında süpürmüştür ve ona ilk mağlubiyetini tattırmıştır. yani bir nevi hannibal kendisine yenilmiştir. scipio roma'da bir kahraman olarak karşılanmıştır ve ona "africanus" ünvanı verilmiştir. hannibal savaştan sonra ortadan kaybolmuştur. sonraki yıllarda da senato ve yönetim içerisindeki entrikalar sonucu scipio da kahramanken birden vatan hainliği suçlamalarıyla karşı karşıya kalmış ve itibarı yerle bir edilmiştir. acılar içerisinde, memleketine ağız dolusu küfürler ederek ölmüştür zavallı scipio.

hannibal yıllar sonra anadolu'da ortaya çıkmıştır. zama'daki hüsrandan sonra anadolu'da güçü bir devlet olan selevkos imparatorluğuna sığınmış ve orada imparator antiokos'un baş danışmanı olmuştur. bir dönem burda danışmanlık yaptıktan sonra bithinya'ya sığınmıştır. burada da bithinya kralına danşmanlık yapan hannibal, kralın büyük satışına gelmiştir. roma yıllar geçse de hala hannibal'in izini sürmüş ve en sonunda bithinya'da yakalamıştı. kral da roma'nın taşaklarını yalama fırsatını kaçırmamış, hannibal'i satmıştır. hannibal, kendisini tutuklamaya gelen roma askerleri onun odasına ulaşmadan intihar etmiştir. kaderini romalıların eline bırakmaktansa kendi sonunu kendisi getirmiştir.

bithinya toprakları günümüz kocaeli yarımadasındaydı. gebze'de, altında hannibal'in mezarı olduğu düşünülen bir anıt vardır. tübitak arazisi içerisindedir ve ziyaretçilere açıktır. herşey bir yana, en sonunda kaybeden taraf olduğu için tarihte hakettiği yeri bulamayan bir karakterdir kendisi. günümüzde modern savaşlarda dahi hannibal'in roma'ya karşı kullandığı taktiklerden bazıları kullanılmaktadır. aynı zamanda dünya askeri tarihinde, ağır süvari (heavy cavalry) kavramını ilk oluşturan kumandandır. baal seni cennetinde ağırlasın yüce kumandan!

unutulmaz filmler

hayatında topu topu 3-4 kez ağlamış beni, bittikten sonra oyuncak bebeğinin kafası kopmuş kız çocuğu kadar ağlatan film "hatchi: a dog's tale"...

hacettepe sözlük için öneriler

bilimsel başlıklar öne çıkmalı.

hastası olunan sözler

dünya bize babamızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan ödünç aldık...

hacettepe otostop

çok net söyleyebilirim ki beytepe için ölmüş bir uygulamadır. eğer ilik gibi bir hatun değilseniz, hele hele erkekseniz işiniz çok zor. belki yağmurda karda tipide halinize acıyıp durabilir bir kaç hoca o da belki...

hastası olunan sözler

dünya bize babamızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan ödünç aldık...

kürdistan milli marşı

bol bol inceltme işareti barındıran marşdır.
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.