rüyasında marsa giden adam

Durum: 147 - 0 - 0 - 0 - 17.04.2018 22:42

Puan: 1496 -

6 ay önce kayıt oldu. 1.Nesil Moderatör.

okur ama okulda değil, gezer ama kütüphanede değil.
  • /
  • 8

this account has been suspended

bikaç gün boyunca hacettepe sözlük sitesine erişim sağlamaya çalışanlara verilen uyarı.
sebebi merak konusu.

bi ara admin “kapatıyorum la dükkanı, uğrayan eden yok. hep zarar hep zarar.” dedi diye düşünmedim değil.

o “bikaç gün” de siteye kaç kişi girmeye çalıştı da bu uyarıyla karşılaştı o da ayrı bir merak konusu.

bahsimi 1-3 kişi arasına koyuyorum ki biri zaten benim.

aşı

90’lı yılların sonlarına kadar okullarda öğrencilere sırayla yapılırdı.
günümüzde artık okullarda yapılmıyor sanırım.
ne günlerdi be.
önce dedikodusu gelirdi, öğretmenin ağzından laf alınmaya çalışılırdı. bir bakmışsın hemşire-doktor ekibi okulda.
sonra gelsin heyecan, gitsin ağlamalar.
sıraya girersin, öğretmenler kollarınızı açın diye dolaşır durur. ulan 8-10 yaşındaki çocuğa özel kuvvetler eğitimi gibi psikolojik baskı öğretiliyordu sanki.
vay arkadaş.

üstteki yazarın nickinin düşündürdüğü

bari biraz da oyun katalım bu işe.

tanım: bi önceki içerik sahibi yazarın sahip olduğu takma adın, diğer yazarın aklına getirdiği şey.

ankaraya yağan toz bulutu

toz değil çamurdur hatta demir tozudur.
evimin dibinde inşaat var; sabah çıkınca inşaatçılara küfür ettim tüm arabaların amk'ymuşsunuz diye ki sonra yola çıkınca gördüm, her geçen arabanın üstü turuncumsu tozla kaplı. lan dedim inşaatçılarla alakası yokmuş.

ama yine de cumartesi pazar hergün sabahın köründen itibaren çalışıkları için küfrümü geri almadım.

şu anda çalan şarkı

yeşil vadi

tellioğulları ile seferoğullarının bir türlü paylaşamadığı vadi.
tosun paşa iki aileyi de tokatlayıp yeşil vadiyi zaptetmiştir.

adres soran insanın her şeyi anlatması

özellikle 50-55 yaş üzeri insanların yaptığı eylemdir.

geçenlerde metroda karşılaştığım bir olayı aktarayım;

yaşlı teyze yanında oturan gence sorar:
"evladım hacettepe ünv. hastanesine gitmek için nerde incem?"

genç anlatır, teyze dinler ve sonrasında olaylar gelişir.

yaşlı teyze sadece yanındaki gence değil diğer yanında oturanlara, karşıda oturanlara ve hatta ayakta duranlara ara ara bakarak:

"gelinim apandisit ameliyatı oldu da çocukları bendeydi, bende komşulara bıraktım bi gideyim göreyim dedim. akşama çıkarmıcaklar galiba, oğlumun da işleri kötü, hep üst üste geldi bla bla bla..."

vay teyzem hayat hikayeni anlattın ya bu kadar açık vermesene. hırlısı var hırsızı var aman diyeyim herkes senin gibi değil ki.

artık iyi niyet mi dersiniz, boşboğazlık mı dersiniz bilmem ama bu tür insanlar var.
sizler de metroda, minibüste, otobüste illaki karşılaşmışsınızdır.

rakı

keskin bir kokuya sahip alkollü içki.

kimisi sever, kimisi nefret eder anasonun kokusundan.

biraz nazlı içkidir rakı. meze ister, sohbet ister, şarkı ister, türkü ister.
efkar da ister ki yoksa bile efkarlandırır seni.

markasına göre %40 - %50 alkol oranına sahiptir. şakaya gelmez, şakası yoktur.
"rakı ne olum, bi dikişte bi şişeyi bitiririm ehehe" diyen arkadaşlara tavsiyem şudur ki; acil bölümü bulunan hastanelere yakın durun.

acil çıkış kapısına oturmayı reddeden yolcu

sorumluluktan kaçan tiplerdir efendim bunlar.

acil bir durumda yere düşmüş insanların üstüne basıp geçen de yine bu insanlardan çıkar.

başlık fazla karaktere takıldı, olması gereken;
uçakta acil çıkış kapısına oturmayı reddeden yolcu olacaktı.

duvar yazısı

sokak sanatıdır.

çok apaçi iz bırakmıştır semt duvarlarına.

ama bir o kadar da aşık, sanatsever, gizli yetenekler ve daha niceleri...

"kör kütük sarhoş olup her şeyi çift gördüğümde bile sen bir taneydin!"

mesai çıkışı toplu taşımada olan yaşlılar

amcacım, teyzecim!

hastalık, sağlık, özel sebepler bir yana o kalabalıkta, o keşmekeşte ne işiniz var sizin?

bazı zamanlar metroda oturduğum oldu ancak çok kısa sürdü. yaşlı bir insan görünce dayanamayıp yer verenlerdenim.
birkaç kere vermeyeyim dedim kendi kendime, biri nasıl olsa yer verir diye; yok çıkmadı yer veren şansıma. ben de yine yer verdim.

sonra sonra vazgeçtim zaten oturmaktan, iyisi mi dedim geçer köşeye dikilir kitabımı okur giderim. kim ne halt yiyorsa yesin koltuk başlarında.

üzülüyorum açıkcası, insanlar işten çıkmış yorgun ve oturmak istiyorlar.
e yaşlı insanlar zaten takati kalmamış ayakta durmaya.
nasıl olacak bilemedim.

başlık karakter sınırına takıldı aslında şöyle olacaktı;
*mesai çıkışı toplu taşımada bulunan yaşlı insanlar

yüksek sadakat

adını her duyduğumda kel bir vokalist, belki üstümüzden bir kuş geçer ve haydi gel içelim canlanır aklımda.

hayranı değilim çoğu şarkısını bilmem ama dinlerim.

hayırlı forumlar

haklı bir sitem ancak yazar olan arkadaşlara “yaz, yaz, yaz.”
“yazacaksın!”
“niye yazmıyorsun?” vs. diyemeyiz.

kendi adıma konuşacak olursam; açılmış olan başlıklara bilgim dahilinde, elimden geldiğince bir şeyler yazmaya çalışıyor ayrıca da salt bilgi amaçlı değil ilginç olduğunu düşündüğüm başlıklar açmaya çalışıyorum. bu noktadan sonra sözlüğe, açılmış olan başlıklara ya da içerik üretmeye destek olmak diğer yazarların elinde.

geçen gün yeni katılan arkadaşlarla ufak bir hareket olur gibi oldu ama kısa sürdü.
sözlüğün belki de bir kırılma noktasına ihtiyacı var, yönetici arkadaşın çabaladığını biliyorum ve emeğinin boşa çıkmaması için ümit ediyor, kendimce de destek oluyorum.

sözün özü 3-5 kişiyle bu platform çok bir sıçrama yapamaz, kayıtlı yazarların en azından yarısının aktif kullanması gerekir ki yine başta dediğim gibi bunu da zorla yapamayız.

tanım: sözlük ortamlarında ezilen kurallar için kullanılan sitem cümlesi.

tepegöz

asetat (şeffaf kağıt) üzerinde yer alan görseli ayna/aynalar vasıtasıyla duvara ya da herhangi bir düzleme yansıtan cihaz. powerpoint'in donanım hali gibi düşünün ve her şey manuel.

2000'li yılların başlarına kadar okullarda halen kullanılıyordu bu alet.

ne menem şeydin sen ya tepegöz!
bir türlü adam akıllı göstermezdin, ya çerçeveye sığmazdı görüntü, ya bulanık olurdu, öğretmenler de uğraşır dururdu. dersten de 5-10 dk götürürdün ha.
herkes için merak, hayranlık konusuydu tepegöz.
sağı soluyla oynamayan kalmamıştır.

bir de öğretmenin görevlendirdiği ve tepegözün başına diktiği biri hep olurdu.
görevi asetatları değiştirmek ve sunumun devam etmesini sağlamaktı.
o çocuklar şimdi nerede acaba?

kuzey koreli kızın şanssızlığı

başroldeki kızımız artık dalgınlıktan mıdır yoksa centilmenliğinden midir bilinmez, amerikalı sporcuyu alkışlama “gafletine” düşüyor ve yanındaki arkadaşı onu dürterek uyarıyor.

kızın başına bir şey gelmemiştir umarım.

olay 45. saniyeden sonra patlıyor.

video: https://youtu.be/AX53zFmQJMA

huzursuzluğun kitabı

portekiz edebiyatı’nın önemli ismi fernando pessoa’nın başyapıtı.

tavsiye üzerine okuduğum ve hayran kaldığım bir eser.

öncelikle belirtmeliyim ki, psikolojisi bozuk, intihara meyilli, karamsar, hayata düşman vb. kişilerin okumaması gereken bir kitap.
ha ben etkilenmem ya da önereceğim kişi etkilenmez derseniz o da sizin bileceğiniz bir iş.

kitap bir olay örgüsü etrafında ilerlemediği ve bütünlüğü olmadığı için ağır gelebilir.
bölüm bölüm ayrılmış durumda ve yazar zaman zaman içinden gelenleri kağıda dökmüş ki eserin yazıldığı kağıtlar da yazar öldükten sonra bir sandığın içinde bulunuyor ve birleştirilerek kitap haline getiriliyor.

içerisinden alıntı yapılabilecek o kadar çok yer var ki yaz yaz bitmez.

“her şey ilgimi çeker ama hiçbir şey beni avucunda tutamaz.”

toplu taşımada kitap okumak

eğer gerçekten okunuyorsa ne güzel bir eylemdir bu.
toplumca kesişmeyi ne kadar sevsek de bunun bizi bir yere getirmediği belli.
gösteriş için okuyor gibi yapmak yerine gerçekten kitap okumak, okuyan insana, ilerleyen zamanda etrafına çok faydalı bir şekilde yansıyacak eylemdir.
okumayan şerefsizdir demiyoruz ama gerçekten kitap okuyan kişilere de saygı duymalıyız.
ayrıca okuyan kişi belki de toplu taşımada geçen süresini boşa harcamak istemiyordur, bir de böyle düşün!

geç uyumak

02:00 ve sonrası yatanları dahil edebileceğimiz güruhtur.
gece kuşu da diyebiliriz bu kişilere.
uyuyarak hayatını geçirmeyi sevmiyor olabilirler.
alkol alıyor olabilirler.
filmkolik/dizikolik olabilirler.
son olarak annelerimizin deyişiyle yatmayı kalkmayı bilmez efendim bunlar ama kimseye de bir zararları yoktur.

tosya'lı murat

dünya'da hala güzel şeyler de oluyor dedirten bir insandır kendisi.
babasına evinde yakması için verilen kitapları, kitaplar yanmak için değil okunmak içindir, bu kitapları yapmak için kesilen ağaçlara yazık, durumum olsaydı kaymakamın açtığı kitap kampanyasına bağışlardım ama yok, o yüzden de satıyorum diyen lise öğrencisi koca yürekli bir adam.
bu kardeşimizin düşünceleri herkese örnek olsun.

kendisiyle yapılan röportaj: https://youtu.be/JVPGbU_ddJ4

kaymakam kendisiyle tanışmış ve yardım sözü vermiş: https://youtu.be/4hTR8HqLaQM

şeker portakalı

josé mauro de vasconcelos'un 1968 tarihli romanı.
öyle bir roman ki zeze ile birlikte hayal kurmayı, acı çekmeyi, dayak yemeyi tüm benliğinizde hissedeceksiniz.
zeze romanın ana karakteri bir çocuk, fakir bir ailenin çocuğu ve başından geçenler aktarılıyor.
yazar kitap için "yirmi yıldan fazla yüreğinde taşıdığını" söylemekte ve kendi çocukluğundan da izler bulunmakta kitapta.
çocuklara uygun ancak sadece "çocuk" kitabı değildir.
her ne kadar meb tarafından temel eserlerden bir zamanlar çıkarılmışsa da (tekrar 100 temel eser içine alındı mı bilmiyorum) örf ve adetlerimize de gayet uygun bir kitaptır.
  • /
  • 8

aşı

türkiyede 1990lara kadar yapılan aşı kampanyaları ile kızamık, çiçek, çocuk felci, boğmaca, difteri ve verem gibi hastalıklara karşı çocukların yüzde 90dan fazlası aşılanmıştır. daha sonraki yıllarda hepatit b, zatürre gibi hastalıklara karşı aşılama da takvime eklenmiştir. çocuğı hastalık yıllardır ülkemizde görülmemektedir. türkiye ücretsiz aşılama hizmetleri ve aşılama oranlarıyla pek çok gelişmiş ülkeyi arkasında bırakmıştır.
umarım çeşitli sebeplerle ülkeye yapılan girişler yeni hastalıklar getirmez ya da yıllardır yok etmek veya azaltmak için uğraşılan hastalıkları ortaya çıkarmaz.

fernando pessoa

öldüğünde pek az tanınan yazar şimdiler'de en çok okunan yazarlar arasına girmiştir. ardında bıraktığı el yazması fragman sayısı 25-27 bin sayfadır. geçimini, ingilizce ve fransızca iş mektupları yazarak kazanmıştır. en önemli eseri huzursuzluğun kitabı'dır

interaktif sözlükler sıralaması

her ay başında https://interaktifsozlukler.com/ sitesi tarafından yayınlanan interaktif sözlükler sıralamasıdır.

ocak 2018 sıralamasına ulaşmak için:

https://interaktifsozlukler.com/interaktif-sozlukler-ocak-2018-siralamasi/

bir yenilik daha gelmiş. formatsız sözlükler gümüş lig sıralamasına da aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz;

https://interaktifsozlukler.com/interaktif-sozlukler-siralamasi-gumus-lig/

geçmiş ayların sıralamasına da aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

https://interaktifsozlukler.com/interaktif-sozlukler-siralamasi/

az kişinin bildiği muhteşem web siteleri

uçak biletlerini kontrol edebileğiniz alternatif bir site.
https://www.opodo.de/

etkileyici şiir dizeleri

"rüzgar bu şiiri sana götürsün
kağıttan yaptığım
o işlemeli
kayıklar
fırtınalara
dayanan.
koş rüzgar koş."

etkileyici şiir dizeleri

"dürtme içimdeki narı,
üstümde beyaz gömlek var"

amerikalı john vs türkiyeli can

amerikalı john ve türkiyeli can bir ayda 1603 taş maaş alıyor.
john, 1 lt benzine 0,5 taş,
can, 5,6 taş veriyor.

john, 1 kg kırmızı ete 6 taş,
can, 45 taş veriyor.

john, calvin klein marka pantolona 35 taş,
can, 400 taş veriyor.

john, metroya 2,3 taş verip biniyor,
can, metrobüse 3,85 taş veriyor.

john, 1. sınıf peyniri 20 taşa alıyor,
can, aynı peyniri 40 taşa alıyor.

john, 1lt süte 0,90 taş veriyor,
can, aynı şekilde süte 3 taş veriyor.

john, bütün paketli piliç'i 0,99 taşa alırken,
can, aynı tavuğu 12 ila 14 taşa almaktadır.

john, ülkesinin yerel birasına 1,96 taş, ithal biraya 2,66 taş verirken,
can, ülkesindeki yerel biraya 7 taş, ithal biraya 9 taş vermektedir.

john, kaliteli bir sigaraya 6,50 taş verirken,
can, 14 taş vermektedir.

john, mcdonalds'ta bir etli standart menüyü 7 taşa yerken,
can, aynı menüyü 20 taş karşılığında yemektedir.

john, 0 kilometre bir toyata corolla'ya 20.000 taş veriken
can, aynı araca 100.000 ila 140.000 taş vermektedir.

bütün bu olanlar karşısında amerikalı john, türkiyeli can'ı kıskanmaktadır. çünkü can'ın ödediği rakamlar daha yüksek, tabi yüksek olması demek iyi bir şey değil mi? hani en yüksek puanı alanın şampiyon olması gibi. bu durumda can şampiyondur, john bu sebepten ötürü kıskanıyor olmalı herhalde. neyse kafam karıştı....
gerisini siz düşünün değerli türkiye cumhuriyeti vatandaşları.

pan

müzik ve seks tanrısı olarak da bilinir. zamanında o kadar büyük kitleler bu pagan tanrısının tapınaklarına mensup olmuştur ki pan apayrı bi tanrı hatta din gibi kabul görmeye başlamıştır. özellikle filistin civarlarında günümüz suriyesinde büyük kitlelerce benimsenen bir tanrı imiş. günümüz şeytan figürünün panı aşağılamak için öncelikle musevi daha sonrası hristiyan din adamlarınca kasti pana benzetildiği bilinmektedir. boynuzlar, keçi sakal, belden aşağısı değişik bir mahlukat olarak tasfir edilen, aynen aynen kırmızı tenli olan hani. yok be olm ne indian ı

pan

antik yunan mitolojisinde orman tanrısı olarak tanımlanan, pastoral özellikler taşıyan, belden yukarısı insan, belden aşağısı keçi şeklinde anlatılır. günleri nemf denen perilerle vur patlasın çal oynasın geçirdiği rivayet edilirdi*.

etkileyici şiir dizeleri

"... plastik zamanlara şiirler söylüyorum."

Toplam entry sayısı: 147

ısrarla ingilizce kelime kullanmak

yıllarca yurt dışında yaşamış ya da yurt dışında doğmuş büyümüş ve türkçe'ye yabancılaşmış olan kişiler haricinde görgüsüzlüktür.
bunu yapanların amacını bir türlü anlayabilmiş değilim.
ne oldu kelime dağarcığın mı yok?
türkçe yetmiyor mu?
mesela focuslanmak; odaklanmaya ne oldu lan?
set ettin mi; he set ettim set çektim.
ne zaman start veriyoruz; ney veriyoruz ney?
yok mu dilin üstüne daha toprak atan?

kanal tedavisi

diş dolgusu ile kurtarılamayacak, madde kaybı görece çok olan bir dişe uygulanan tedavi yöntemi.
aramızda diş hekimi ya da hekimliği okuyan varsa daha detaylı tanım yapacaktır.
ben yaptıran bir hasta olarak ne gibi işlemler uygulandığından bahsedeyim.
efendim şahıslarıyla ilgili hiçbir problemim olmasa da diş hekimlerini pek sevmem, dişimle ilgili bir sıkıntım olduğunda direk moralim bozulur ve o koltuğa oturduğumu düşünmek beni yer de yer.
kanal tedavisi ile ilgili de gitmeden bir sürü yalan yanlış şey okuyup moralimi iyice sıfırladım neyse ki hekimin ilgisi sayesinde rahatladım ve bana attığı adımları anlatmasıyla da iyice rahatladım.
sanıyorum ki artık kanal tedavisi yöntemi tek seansta bitirilebiliyor. en azından benim dişlerim öyle oldu, birer gün arayla üç dişime kanal tedavisi yapıldı.
benim gibi düşünen, endişe duyan kişilere tavsiyem şu; uyuşturucu iğne sonrası inanın bir şey hissetmiyorsunuz.
ağız içinde yapılan inşaat sesleri psikolojik olarak etkilediğinden biraz ürpermiyor değilsiniz ama ne yapalım buna da şükür.
kanal tedavisi yapılan diş belli bir süre sonra kırılabiliyor ki dün gece benim dişim kırıldı.
kaplama yaptırmak istemiyordum ama kırılan ve diğer iki kanal tedavili dişime kaplama yaptıracağım artık.
dişlerinize iyi bakın.
diş önemli.

etkileyici şiir dizeleri

“ ... yaprak seviyorum ben yaprak..
kuru, yaş ayırmadan..
sen ezmeyi seviyorsun, neye bastığına
bakmadan... “

diş kaplama

kanal tedavisi görmüş ya da madde kaybı oluşmuş dişlere uygulanan tedavi yöntemi.

evet bu gidişle diş hekimi olacağım. *

efendim geçen gün kırılan dişimi diş kırılması başlığı altında söylemiştim.

bu dişin işi bırakmasıyla, diğer iki kanal tedavili dişlerime de şans tanımayarak üçüne kaplama yaptırmaya karar verdim ve biraz önce hekimden çıktım.

öncelikle kesme biçme işlemi başlamadan, içi macun gibi bir cisimle dolu olan metal zımbırtı ağzınıza sokulmak suretiyle tüm dişlerin ölçüsü alınıyor.
midesi hassas arkadaşlarda belki öğürme olabilir.

dişler kanal tedavili ise sinirleri alınmış olduğundan uyuşturulmuyor. ben tırsmıştım siz tırsmayın harbi bir şey hissetmiyorsunuz.

başlıyor diş hekimi dişi kesmeye, vız vız, cız cız... şantiye alanı ağız içi.
diş kesiminde ağrı acı gibi bir his yok, olabilecek yerlerde ise zaten hekimiz sizi uyarır. *

dişin diş etiyle birleştiği alanlarda yapılan kesme işleminde ise böyle çok tatlı kaşınmalar hissediyorsunuz ama acı yine yok.

böyle böyle kesim işleri bitince son bir ölçü daha alınıyor, kesilmiş ufacık dişlerinizle. minnacık, bebeklerin dişi yeni çıkmaya başlar ya aynen öyle.

bu ölçüler laboratuvara gidiyor size özel dişler yapılıyor. malzeme olarak seçimimi zirkonyumdan yana kullandım. hem hekimin önerisi hem de diş eti ve dişe daha kolay uyum sağladığı ve doğal diş görünümüne daha yakın olduğu için.

sözün özü abartılacak çok bir şey yokmuş, kişiden kişiye değişir mi bilmem ama ahım şahım acılar çektiğiniz bir işlem değil, ben çok kasıyorum kendimi dişçide siz kasmayın, kasmamaya çalışın.
olan olmuşsa zaten bir şey gelmiyor elden.

kesik dişlerle dolaşıyorum, kaplama dişler hazırlanıp takıldıktan sonra burayı tekrar düzenlerim.

dişinize iyi bakın, sağlıklı gülüşler!

kaplama sonrası düzenleme:
kesik dişlerle hayatınızı idame ettirmek biraz zor olsa da sayılı günler çabuk geçiyor dostlar. diş kesilmesi ve diş kaplaması arasındaki bir haftalık sürede üç kere diş hekimine gittim.
gittiğim ilk gün laboratuvardan gelen kaplama örnekleri dişime takılarak çeşitli kontroller yapıldı. bildiğin tak, ölç, çıkar. acı sızı bir şey yok. alınan ölçüm notları ile tekrar laboratuvara gönderildi kaplama dişler.
ikinci günse yine aynı şekilde denemeler yapılıyor ancak biraz daha kapsamlı.
ne bileyim diğer dişlere olan yakınlığı, karşısındaki dişe oturma yapısı falan.

gelelim üçüncü güne; artık her şey hazır dişler takılıp gidilecek sanıyorsanız yanılıyorsunuz çünkü laboratuvardan gelen kaplamalar artık tam hazır olsa da ağız ve diş yapınıza bağlı olarak diş hekiminin ellerinde küçük törpülere ihtiyaç duyuyor bu kaplamalar.
çiğneme provalarında birbirine sürtüyor mu sürtmüyor mu, ağzınızı sıktığınızda kapanmayan dişler gibi ihtimaller sıfıra indiriliyor.
her şey hazır olduktan sonra yapışkan bir malzeme ile bu kaplamalar dişinize monte ediliyor. 2 saat bir şey yeyip içmek yok ondan sonra sen sağ ben selamet.
ilk gün yabancı hissediyorsunuz bu arkadaşlara ama sonra alışıyorsunuz.
dişlerinizi ihmal etmeyin.

etkileyici şiir dizeleri

insana vay dedirten dizelerdir.

"ben sana yanarken şimdi...
sen kim bilir nerede üşüyorsun."

ısrarla ingilizce kelime kullanmak

yıllarca yurt dışında yaşamış ya da yurt dışında doğmuş büyümüş ve türkçe'ye yabancılaşmış olan kişiler haricinde görgüsüzlüktür.
bunu yapanların amacını bir türlü anlayabilmiş değilim.
ne oldu kelime dağarcığın mı yok?
türkçe yetmiyor mu?
mesela focuslanmak; odaklanmaya ne oldu lan?
set ettin mi; he set ettim set çektim.
ne zaman start veriyoruz; ney veriyoruz ney?
yok mu dilin üstüne daha toprak atan?

hacettepe sözlük için öneriler

başlık açma bölümünde yer alan kategori kısmına "edebiyat" eklenmeli.

etkileyici şiir dizeleri

insana vay dedirten dizelerdir.

"ben sana yanarken şimdi...
sen kim bilir nerede üşüyorsun."

fakir içkisi

cepte olan düşük miktardaki parayla alınabilecek alkollü içeçeği ifade eder.
skoll bira, marmara bira, köpek öldüren tabir edilen şaraplar.
eskilerde olsak tekel birası, tekel votkası da buna verilebilecek bir örnektir.

diş kaplama

kanal tedavisi görmüş ya da madde kaybı oluşmuş dişlere uygulanan tedavi yöntemi.

evet bu gidişle diş hekimi olacağım. *

efendim geçen gün kırılan dişimi diş kırılması başlığı altında söylemiştim.

bu dişin işi bırakmasıyla, diğer iki kanal tedavili dişlerime de şans tanımayarak üçüne kaplama yaptırmaya karar verdim ve biraz önce hekimden çıktım.

öncelikle kesme biçme işlemi başlamadan, içi macun gibi bir cisimle dolu olan metal zımbırtı ağzınıza sokulmak suretiyle tüm dişlerin ölçüsü alınıyor.
midesi hassas arkadaşlarda belki öğürme olabilir.

dişler kanal tedavili ise sinirleri alınmış olduğundan uyuşturulmuyor. ben tırsmıştım siz tırsmayın harbi bir şey hissetmiyorsunuz.

başlıyor diş hekimi dişi kesmeye, vız vız, cız cız... şantiye alanı ağız içi.
diş kesiminde ağrı acı gibi bir his yok, olabilecek yerlerde ise zaten hekimiz sizi uyarır. *

dişin diş etiyle birleştiği alanlarda yapılan kesme işleminde ise böyle çok tatlı kaşınmalar hissediyorsunuz ama acı yine yok.

böyle böyle kesim işleri bitince son bir ölçü daha alınıyor, kesilmiş ufacık dişlerinizle. minnacık, bebeklerin dişi yeni çıkmaya başlar ya aynen öyle.

bu ölçüler laboratuvara gidiyor size özel dişler yapılıyor. malzeme olarak seçimimi zirkonyumdan yana kullandım. hem hekimin önerisi hem de diş eti ve dişe daha kolay uyum sağladığı ve doğal diş görünümüne daha yakın olduğu için.

sözün özü abartılacak çok bir şey yokmuş, kişiden kişiye değişir mi bilmem ama ahım şahım acılar çektiğiniz bir işlem değil, ben çok kasıyorum kendimi dişçide siz kasmayın, kasmamaya çalışın.
olan olmuşsa zaten bir şey gelmiyor elden.

kesik dişlerle dolaşıyorum, kaplama dişler hazırlanıp takıldıktan sonra burayı tekrar düzenlerim.

dişinize iyi bakın, sağlıklı gülüşler!

kaplama sonrası düzenleme:
kesik dişlerle hayatınızı idame ettirmek biraz zor olsa da sayılı günler çabuk geçiyor dostlar. diş kesilmesi ve diş kaplaması arasındaki bir haftalık sürede üç kere diş hekimine gittim.
gittiğim ilk gün laboratuvardan gelen kaplama örnekleri dişime takılarak çeşitli kontroller yapıldı. bildiğin tak, ölç, çıkar. acı sızı bir şey yok. alınan ölçüm notları ile tekrar laboratuvara gönderildi kaplama dişler.
ikinci günse yine aynı şekilde denemeler yapılıyor ancak biraz daha kapsamlı.
ne bileyim diğer dişlere olan yakınlığı, karşısındaki dişe oturma yapısı falan.

gelelim üçüncü güne; artık her şey hazır dişler takılıp gidilecek sanıyorsanız yanılıyorsunuz çünkü laboratuvardan gelen kaplamalar artık tam hazır olsa da ağız ve diş yapınıza bağlı olarak diş hekiminin ellerinde küçük törpülere ihtiyaç duyuyor bu kaplamalar.
çiğneme provalarında birbirine sürtüyor mu sürtmüyor mu, ağzınızı sıktığınızda kapanmayan dişler gibi ihtimaller sıfıra indiriliyor.
her şey hazır olduktan sonra yapışkan bir malzeme ile bu kaplamalar dişinize monte ediliyor. 2 saat bir şey yeyip içmek yok ondan sonra sen sağ ben selamet.
ilk gün yabancı hissediyorsunuz bu arkadaşlara ama sonra alışıyorsunuz.
dişlerinizi ihmal etmeyin.

öğrenildiğinde insana ufuk katan şeyler

insan davranışlarında değişime sebep olabilecek şeylerdir.
meyve suyu ya da süt karton kutularının kapağın bulunduğu kısımdan eğmek suretiyle dökmek yerine tam tersi istikametinden eğerek dökmek; sütün ya da meyve suyunun etrafa sıçramadan ya da "blop blop" yapmadan bardağa dolmasını sağlayacaktır.

feribottan boğaza atlayan kedi

02.01.2018 tarihinde istanbul’da gerçekleşmiş olaydır.
görüntüde üzüntüden ellerini başının arasına alıp diz çöken ‘vicdan’ sahibi gemici bir insan da vardır.
kedinin atlamasının ardından bir arkadaşıyla birlikte koşup arkasından bakıyorlar ama ellerinden bir şey gelmiyor.
neyse ki feribot iskeleden çok uzaklaşmamıştı da iskeledeki güvenlik görevlileri kediyi kurtarmış.
kedi hayatta yani gençler.
haber linki bulamadım ancak olay görüntüsü için buyrun.
https://youtu.be/4W96TnAg_Sk

ısrarla ingilizce kelime kullanmak

yıllarca yurt dışında yaşamış ya da yurt dışında doğmuş büyümüş ve türkçe'ye yabancılaşmış olan kişiler haricinde görgüsüzlüktür.
bunu yapanların amacını bir türlü anlayabilmiş değilim.
ne oldu kelime dağarcığın mı yok?
türkçe yetmiyor mu?
mesela focuslanmak; odaklanmaya ne oldu lan?
set ettin mi; he set ettim set çektim.
ne zaman start veriyoruz; ney veriyoruz ney?
yok mu dilin üstüne daha toprak atan?

5 ocak 2018 münir özkul'un hayatını kaybetmesi

uzun yıllardır hastanede yaşama tutunmaya çalışan koca çınarın artık yorularak gitmesi.
nur içinde yatsın.
zaman zaman hakkında öldü haberleri yapanlar da artık yorulmaz.
hayır nasıl bir zihniyettir, nasıl bir bayağılıktır ki zaten hastanede yaşam mücadelesi veren, ailesi binbir düşünce ve üzüntü içinde olan kişilere bu terbiyesizliği yapar durursunuz anlamam.

diş kırılması

dişin belli bir parçasının dişten ayrılarak kopması durumuna verilen ad.
bir şeyler yerken başınıza gelirse eğer çatır çutur sesler duyabilir ve kırılan parçayı yutabilirsiniz.
dün akşam tam yatıcam, gözüme geçen günden kalan doritos çarptı, lan dedim şu bayatlamadan gömeyim gitsin. demez olaydım.
hemen hemen 1 yıl önce kanal tedavisi olduğum dişimi kırdı lanet cips.