ülke ekonomisi için çözüm önerileri

öncelikle neden uzun bir süre akp yönetiminde ekonomi iyi gitti bunu irdelemekte yarar var. 2000'li yıllarda abd merkez bankası dünyaya daha önceki yıllarda hiç olmadığı kadar bol keseden dolar dağıtıyor ve faizleri ise alçak düzeyde tutuyordu. abd merkez bankasının bu politikasındaki en temel etken dünyaya bol keseden dağıttığı doların zaten kendi ürünlerinin tekelinde olan dünya tüketiminde kendisine tekrar dönecek olmasıydı. faizleri alçak tutmasının sebebi de, yatırıcımların paralarının borsada değil, ülkede istihdam yaratacak unsurlarda değerlendirmesini teşvik içindi. bu bol bol dağıtılan dolardan abd'nin altın çocukları olan akp hükümetinin bol bol faydalanmaması da olmazdı. abd merkez bankasındaki düşük faizler nedeniyle de türkiye borsası tarihinde hiç olmadığı kadar sıcak para çekti. bunun yanında ali babacan yönetimindeki ekonomide çok disiplinli bir bankacılık politikasıyla bunun devinimini sağladı.
peki akp hükümeti bir anda kasasında bulduğu bu kadar çok doları ne yaptı? ilk başta bütün parayı mütahitlere saçmadı. tabanı besledi yani kobilere neredeyse karşılıksız kredilerle gönlünü yaparak küçük burjuvayı sağlamlaştırdı. ondan sonra ''toki'' diye mucize bir dev inşaat hamlesi başlatıldı. devlet tüm inşaat malzemelerini tek elden aldığı için maliyeti en aza indiriyor ve neredeyse maliyetinin de altına yandaş mütahite satıyordu. kobiler beslenmiş, ve memur maaşları daha önce hiç bir hükümet döneminde olmıyan yüksek bir seviyeye getirilmişti. gariptir ki bunun yanında asgari ücret eski hükümetlere nazaran en düşük seviyedeydi ama alınan gelir vergisi eski hükümetlerden kat be kat fazlaydı. her kapitalist iktidarda olduğu gibi bu iktidarda da yükün en önemli bölümü en dar gelirliye yüklenmişti. ama devlet dairelerine yığılan yüzbinlerce gereksiz teşaron personel üzerinden artık kadınlar da nispeten iş gücüne katıldığından onlarda da göreceli olarak bir ekonomik iyileşme olmuştu.
toplumun her kesimindeki bu ekonomik iyileşme tasarrufların inşaat sektörüne manüpülasyonu olarak yansıdı. artık düne kadar 20 binlira etmeyen tarla olmuştu sana bugün 5 trilyonluk arsa, hemen yarın oluyordu 50 trilyonluk rezidans. bu da maliyet esasına dayanmayan, sanal bir ekonomidir. anlıyacağınız inşaat ekonomisi ''konjoktüre göre tutturabildiğine'' ekonomisidir. ve biz istihdam yumurtası da dahil, bütün yumurtalarımızı bu sepete doldurarak sonu baştan kurgulamış olduk.

daha sonrasında devletin kendi yatırımları olan büyük inşaat hamleleri başladı. bunlara örnek verecek olursak, köprüler, hava limanları, şehir hastaneleri, deniz altı tünelleri falan diyebiliriz. peki bir devletin bunları yapması gerekmez mi? tabii ki gerekir. ama ben nasıl yapıldığını kabaca anlatayım. önce yandaş 5-6 mütahit bulundu. bunlara devlet bankalarından çok düşük faizli krediler sağlandı, dışarıdan başka firmalara 1'liraya yaptırabileceğiniz işler bunlara 3 liraya yaptırıldı, işletmesi de bunlara verilerek devleti uzun yıllar bağlıyacak ve hatta çökertecek müşteri garantileri verildi.

artık abd dünyaya bol para dağıtmıyor ve faizleri yükseltti. türkiye'de zaten deniz bile kurudu, piyasa inşaata doydu, ve bu kadar mütahit hala devlet tarafından fonlanmasına rağmen batık krediden geçilmiyor.

çözüm mü? çözüm tabii ki sahte kabadayı muharrem değil, bak onu biliyorum.