stefan zweig

yahudi kökenli avusturyalı yazardır. insanların duygu değişimlerini yazıya muazzam bir şekilde yansıtır. neredeyse her bir kısa öyküsünde, "evet ben de böyle bir düşünceye veya duyguya kapılmıştım. sanki beni anlatıyor" demeniz tesadüf değildir. eserleri avrupa'nın muhtelif yerlerinde geçer. avrupa kültürünü, yaşam tarzını, insan ilişkilerini çok yorucu olmayan bir dille işler. genellikle birşeylerini kaybetmiş veya kaybetmek üzere olan insanların acılarını ve yaşadıkları büyük buhranları okursunuz eserlerinde. herhangi bir zweig eseri okuduğunuzda moraliniz bozulur, depresyona girersiniz, derin düşüncelere dalarsınız fakat bu garip bir şekilde hoşunuza gider. satranç, amok koşucusu, karmaşık duygular, bir kadının yaşamından 24 saat, gömülü şamdan gibi eserleri şiddetle tavsiye edilir. kendisi, aşık olduğu avrupa'da, o dönemde patlak veren faşizm, insan hakları ihlalleri ve savaşlar sebebiyle, büyük bir umutsuzluğa düşmüş ve karısıyla birlikte intihar etmiştir. özellikle son günlerde metroda, otobüste, çeşitli yerlerde kitap okuyan insanların elinde sıkça stefan zweig ile karşılaşmaya başladım. türk insanı ya da en azından ankara insanı zweig'ı sonunda keşfetmiş gibi görünüyor.
satranç kitabı büyük beklentilerle okunduğu takdirde tatmin etmeyecektir. zaten cin ali serisinin toplamından daha kısa bi kitaptan çok fazla ne beklenebiir ki?
sigmund freud öğretilerini iyi bilen, kendisine saygısını eserlerindeki tahlillerle ortaya koymuş büyük yazar.
kesinlikle okunması gereken yazarlar listesinde daima ilk 3'e girecek yazardır.
Güven Sözlük