sosyal antropoloji

sosyal antropoloji gerektiği kadar anlaşılamadıkça, felsefe, evrimsel biyoloji ve hatta teoloji hakkında söylenecek bütün sözler eksik kalır.

öncelikle yaşamın gayesini sorgulamak gerekir. niçin yaşıyoruz? yaşam niçin kendisini sürdürüyor, besliyor ve koruyor? yaşamak için beslenmek, korunmak ve üremek gerekir demek, herhalde cevap için yeterli değildir. bundan öteye sorulacak soru niçin ürüyoruz, beslenip korunuyoruz sorusudur. cevap 'yaşamak için' biçiminde verildiğinde bir kısırdöngüye düşmüş oluruz. kısırdöngüye düşmek cevap değildir. insana kadar bir enerji biçimi olarak evrimleşen ve gelişen zihniyet seviyeleri, anlama olgusunun cevap için bazı ipuçları verebileceğini gösteriyor. evrenin insana kadarki evrimi hep gelişen bir anlam gücünü ortaya koyuyor. evrendeki gizli veya potansiyel gerçeklik sanki hep açığa çıkmak, anlamak ve anlaşılır olmak gibi bir sonuca varmak istiyor. anlama ve anlaşılma ihtiyacı evrimin temel dürtüsüdür. bu noktadan sonra sorulması gereken soru, anlamanın ve anlaşılır olmanın kendisine ilişkin olmalıdır. anlamak, anlaşılır kılınmak istenen şey nedir? kutsal kitap'ta yer alan "allah der ki, ben bir sır idim, bilinmek için evreni yarattım" hükmü sorumuza belki bir yanıt olabilir, ama yeterli değildir. bilinmek ihtiyacı anlamı tam olarak tanıtlamaya yetmez. fakat yaşamdaki sırrı kısmen ifşa eder gibidir.

bu ve buna benzer soruları gece gece bana düşündürmüş bilim dalıdır.