sigmund freud

bir nörolog ve psikolog.

zihnin bilinçdışı unsurlarıyla bağlantılı geliştiğini ve kişiliğin de buna bağlı olarak birbirinden farklı dönemlerden geçip şekillendiğini öne sürerek bir psikoterapi tekniği olan psikanalizi yarattı.
şu, bilinç ve ön bilinç kavramlarının açıklayıcısı. aslına bakılırsa psikoloji tanrısı da demek mümkün.
psikodinamik yaklaşımının büyükbabası.
psikanaliz kurucularından.
kpss'ye hazırlanan öğretmen adaylarının çokça kulaklarını çınlattığı bilim insanı.
kendisinin analizlerinin fırın fırın ekmeğini yiyen "yiyeni" edward bernays, halkla ilişkilerin babası, kulu ve elçisidir.
insan bilincini ıd-ego ve superego diye üç katmanda inceleyen avusturyalı bir psikanalist.
“oldukça yetenekli bir bireyin karakterolojik analizi, bilhassa sanatsal yatkınlığı olan birinde; bir karışımı, her etkinlik oranında perversiyon ve nevrozu açığa çıkarabilir.”
büyük psikiyatrist. öyle şeyler söylemiş ki insanla ilgili toplum içinde söyleyemezsiniz. bir puro bir purodur deyip konuyu kapatıyorum.
yeğeniyle beraber günümüz amerikasının psikolojik harekatının temellerini oluşturan tehlikeli şahsiyet.

(bkz:psikodinamik kuram)
duzenbazin tekidir. baskasinin fikirlerini calip, susleyip, sunmus ve un kazanmistir. baska bir numarasi yok.
psikanalizin kurucusu olan nörolog. "grup psikolojisi ve ego analizi" adlı kitabının toplumun düşünce yapısını anlayabilmek için mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum.
psikanalizmin kurucusu olarak tanımlanır. içerisinde alfred adler, ve karl gustav jung'un da bulunduğu ekiple çeşitli çalışmalar yürütmüşlerdir. 1911'de alfred adler, 1913 gibi bir tarihte de karl gustav jung bu ekipten ayrılarak kendi psikanalist kuramları üzerine çalışmalara yönelmişlerdir.

freud'un kurucusu olduğu psikanalizm; sanayi devriminin ilerleyen aşamaları ile birlikte, başlangıçta anne-baba-çocuk ilişkileri ile yürüyen aile şirket yapılarının ve sosyal ilişkilerin bireyleşmeye doğru evrilmesi sonucu bireylerde ortaya çıkan özgüven sorunlarının ruhsal-bilişsel etkisini inceleme ve çözüme kavuşturmayı hedeflemiştir.
mao sağlığında derdi ki; ''maşallah herkes maocu ama beni anlıyabilen bir kişi bile yok etrafımda''. tamam maşallahı ben ekledim. mao ve freud'un ne ilgisi var, çıktık yola birkez kurarız.

''hoca da her şeyi cinselliğe bağlıyor'' demek, her ne kadar kendisine sığ bir yaklaşım olsa da doğru bir yaklaşımdır.
karl marks'a göre tarihte olmuş bütün savaşlar ve ileride olacak savaşlar iktisadi temellere dayanan savaşlardır. dinmiş, vatanmış, milletmiş, onurmuş, hepsi işin lezzetli sosları sadece. tarihin gördüğü en büyük savaşlardan biri olan ''truva savaşında da'' helen, bir özne değil objedir. olayın baş rolü değil, özünde fügranıdır.

''amaaannn, sigmund freud'da her şeyi cinselliğe bağlıyor, sapıtık adam canım'' diyenler şu an sözlüğümüzün sol framine bir baksınlar.
sigmund freud, beynimizin en karanlık dehlizlerine doğru bir bıçak sapladı diye kendisini recm etmek işin kolayıdır. hocabey, herşeyi cinselliğe bağlıyarak bunun böyle olması gerektiğini söylemez. insan beyninin en karanlık noktalarına bir ayna tutarak tedaviye başlar. sonra ki amacı o bölgeleri ışıkla temizlemektir. ama bir bütün halinde insanlığımız, mao'yu da çok yanlış anlamış hocabeyi de.

bağladım işte sonunda mao'ya. bunu yapabileceğimi hiç sanmıyordum ama yaptım.
devrimci bir bilim insanıdır. devrimci yanı tabii ki siyasal duruşuyla ilgili değildir. hipotezlerini, somut gözlemleri, sanat ve mitolojiye hakim olan muhteşem beyni sayesinde bir bilim disiplini haline getirmiştir.

kendisinden sonra büyük üniversitelerde, yeterli laboratuvar ortamlarında yapılan deneylerle tezleri bilimselliğe kavuşmuştur. bir çok bilimsel tezi de dünyanın en saygın bilim insanları tarafından hala tartışılmaktadır.
Güven Sözlük