piç

amaçsızlığın ve durgunluğun ne sonuçlar doğuracağını harika uslubü ile betimleyen bir hakan günday kitabı. aynı şekilde bu amaçsızlık ve durgunluk hissini okuyucuya verebilmiş, okumaya başladığınız andaki o durgunluk kitabın sonuna kadar devam ediyor, inişli çıkışlı duygu değişimleri yaşatmıyor. real hayatınıza bile etki edebilecek cinsten bir eserdir kendileri, tavsiye istenince ilk akla gelenlerden.
bir hakan günday kitabıdır.
*tdk'ya göre; 1) annesi ve babası arasında evlilik olmadan dünyaya gelmiş çocuk 2) babası pellü olmayan çocuk

*george r.r. martin'e göre; jon snow

*bana göre; ramsay bolton

bir de sezercik the part of lion'ın bir filmi vardı. bunun babası hayatta ama her zamanki gibi ortalıklarda değil. mahallenin analı babalı büyümüşleri bu sabiyi "kahpe dayağı" çemberine alıp bi demiz dövüyorlar habire. niye? babası yok. bilinçaltına bıraktığı fisiriğe bakar mısın filmin! ezkaza baban ölse zopa yememek için reşit olana kadar evden çıkamazsın lan korkudan, işe bak... neyse. bu sezercik yavyum benim de artık "eöeeğh! s.kerler böyle zopayı babuş!" deyip evde babasına ait bir emare arıyor deli danalar gibi. bir fotoğrafını buluyor çerçeveli, koşuyor olay mahaline. ebeveyn takımı bozulmamış veledler hemen vaziyet alıyor tabi hayvan eti yemişler, sezer'e dayakta öğün atlatmayacaklar, az ve sık dövecekler... sezer tam o sırada çotaneyk diye çıkarıyor fotoğrafı tişörtünün içinden ve halkanın bütün zincirlerine tek tek gösterirken gözleri dolu dolu şunları diyor:

+ vaaa mıymıışş benim baboaağğm?
-(chorus) vaarmııışş...
+piş diiyimm ben...

ne zaman "piç" lafı duysam, aklıma hep bu sahne gelir o yüzden. amma uzatmışım, affola.