nirvana

felsefi olarak ele alındığında inanılmaz tutarlı yanları görünen kavram. hatta kapitalist düzenin sömürdüğü şeyin emek değil, daha fazlasını elde etme umudu olduğu sonucuna varılabilir budist bakış açısı ile. eğer mutluluk dediğimiz kavram, beyinde gerçekleşen bir takım kimyasal hareketlerden ibaret ise, burada modern insanın oturup düşünmesi ve gerçek anlamda değer yargılarında değişimlere gitmesi gerektiği söylenebilir. mutluluk, nesneler tarafından doğrudan insana enjekte edilebilecek dışsal bir olay değil, tersine iç kavrayış ile alakalı bir durumdur. bununla birlikte her bir birey, farklı ve "sınırlı" içsel kavrayışa sahiptir. yani mutlak huzur veya mutluluk, nesneler ile elde edilebilmesi mümkün olmayan bir olgudur. daha fazlasını arzu etme anı schopenhauer'ın da vura vura söylediği üzere yeni bir acıya neden olur. insan dediğimiz gerizekalı varlık ise, bu elde edemeyiş acısını dindirmek uğruna sürekli bir arayış halindedir. oysa nirvana, tüm bu acılı arayışın son bulması, nihayetinde arzular ve tutkulardan arındırılmış zirvedir.