lsd

kimysal tanımı lizerjik asit dietilamidi'dir. ortaya çıkışı ilk olarak alber hoffman'ın yanlışlıkla sentezlemesi sonucu 1938 senesine dayanır. çeşitli tahıllardan ve çavdardan sentezlenebilir ancak ciddi bir kimya bilgisi gerektirir. genel olarak bir kağıt üzerine damlatılarak piyasaya sürülür ve dil üzerine konularak tüketilir. lsd'nin etkisi o kadar güçlüdür ki, yalnızca 20 mikrogram'ı henüz gelişmemiş bir çocuğu öldürebilir. ancak kullanıcıları lsd'yi bir uyuşturucu kategorisine almaktan çok, bilinç altına yolculuk, kişinin kendisi tanıması gibi kişiye tecrübe ve deneyim kazandıran bir madde olarak görür. fakat bu tanımlamaların tamamı bilimsel açıdan yanlış ve tutarsızdır. lsd bir uyuşturucudur ve aşırı derecede halisünatif etkilere sahiptir. bununla birlikte hiçbir düzenli lsd kullanıcısı, sağlıksal açıdan zarar görmediğini iddia edemez. kullanıldıktan bir süre sonra ortaya çıkan etkileri kişiden kişiye inanılmaz farklılık göstermektedir. kimisi dünya üzerinde cenneti yaşadığını, kimisi cehenneme tanık olduğunu, kimisi uzay yolculuğu yaptığını, kimisiyse 500 yıllık bir deneyim yaşadığını iddia eder. kullanıcılar bu yaşadığı deneyimlerin kendilerine mesaj verdiğini, gördüklerinin oldukça anlamlı olduğu ve anlatılması gereken tecrübeler olduğunu düşünür ancak bu da bilimsel açıdan yanlıştır. gördükleri şey yalnızca anlamlı görünen sanrılardan ibarettir ve vücutlarına inanılmaz zararlı bir madde almalarıdır. bilinen kalıcı hasarları depresyon, psikolojik bozukluklar, şizofreni, beynin nöral ağlarında tahribattır. ayrıca henüz bilimsel açıdan zararları tespit edilememiş birçok etkinin olduğu düşünülmektedir.