hacettepe itiraf

t: hacettepe sözlük yazarlarının itiraflarını paylaştığı başlık.

küçüklüğümde eve gelen benden küçük misafir çocuklarının ellerini bağlardım ve onları tokatlayarak ağlatırdım. bunu yapınca mutlu oluyordum. şimdi gelenleri de tokatlıyorum. yalnız ellerini bağlamadan dövüyorum. *
sanki doğduğumdan beri depresyondayım. attığım kahkahalar ya da tebessümler sadece yüzümde olup biten bir çeşit kas hareketi. en son ne zaman bir adım sonrasına umut ile baktığımı hatırlamaz oldum. modern dünyanın problemli bir bireyiyim sanırım. ürün bolluğu, kolay erişim, hız, tam otomatik ısıtma ve soğutma sistemleri vesaire... bunların beynimin içerisinde mutluluk özümseyici hiçbir karşılığı yok gibi. hayat boyunca kocaman binaların arasında küçücük ve önemsiz bir birey olarak, mesaiden mesaiye çalışmak. elde ettiklerin ile değil, edemediklerin uğruna yıllarını harcamak. ve biyolojik bünyen "yeter" diyene kadar çılgınlar gibi daha fazlasını istemeye devam etmek. sanırım mutlak huzur, hiç arzu etmemekte gizli.
insanların sahte ve yapmacık olmasından yakınıyorum ama ayak uydurmak adına bazen o kadar yapmacık oluyorum ki şu an yazarken bile kendimden utandım.
yıllardır takipçisiyim, birisi de çıkıp demedi ki uzun siyah saçlı kız
geçen hafta beytepe kampüsünde gördüğüm uzun siyah saçlı kız! negatif enerjin o kadar fazlaydı ki, az kalsın kara delik oluşturacaktın cânım ankara'da.
başkalarına defalarca kolaylık yapılan bir konuda ilk kez ihtiyacım olduğu için bir ricada bulunduğumda önüme engel konmasına çok sinir oluyorum.. insanlar çok kaypak.
sayfa sahibinin feminist, ya da en azından kadınları erkeklerden üstün tutan, erkeklerin duyguları olmayacağını düşünen biri olduğunu düşündüğüm facebook grubu. benim yazıp yolladığım itirafı kabul etmeyip, neredeyse birebir aynı şeyi yaşamış bir kadının itirafını yayınlayarak kendince toplum mühendisliği yapmaktadır.
genel anlamda her üniversite itiraf sayfaları gibi olan garip bir oluşum. ne için var anlamış değilim.
saldim, cok fena saldim. geri toparlamam cok zor olacak gibi duruyor ama toparlamak gibi bir gayem de yok henuz.
kel kız seni seviyorum.
yüzüme sahte bir gülümseme kondurmam gerektiğinde başımdan boynuma doğru bir ağrı başlıyor.
gel bir yerlere gidip bir şeyler içelim diyen kişi, kısa bir süre sonra ben ilişki yapamıyorum arkadaş kalalım diyor. şahsen ben anlamıyorum. yani çok umurumda olduğundan değil ancak ciddi şekilde işleyiş şeklini anlamıyorum bu kafa yapısının. arkadaş kalalım diyeceksen neden en başta öyle bir şey dersin ki değil mi? al işte kırdın kırdın güzelim giden arkadaşlığı*


oldukça net bir insanımdır, yarım kalan işi de sevmem, yarım kalan ilişkiyi de. beni kalpsiz yaparsa da yapsın efendim.

hayatımdan çıkarmak istemediğim halde şu davranışlar ile insanlar resmen diyor ki gel lütfen beni sil hayatından. sonra bunu onlara söyleyince dumur oluyorlar.

lütfen rica ediyorum, insanların vaktini harcamayın ve daha önemlisi insanlarla oynamaya çalışmayın. sonra durumun suçlusunun sizin davranışlarınız olduğunu anlayınca şoka uğruyorsunuz. ne siz şoka uğrayın, ne de ben kafamı yorayım böyle şeylere. net olun, netlik iyidir.
hacettepe sözlük yazarlarının itiraflarını paylaştığı başlık.

neden ilk giri tanım olarak girilmemiş bilemedim.
biraz göz gezdirdiğinizde hacettepe'nin ruh hastalarıyla dolu olduğunu düşündüren platform. arada haklı şikayetler, tespitler ve duyurular da yapılmakta. bence çok takılmamak lazım.
metroda gördüğüm mavi saçlı kırmızı gözlü bir ayağı kafasında olan kız bul beni.
(bkz:ehuheuheu)
şimdi.
artık, neler olduğuna güzel bir açıklık getirmenin zamanı. elbette, zamanı çoktan gelmişti, ama eyleme şimdi geçiriyorum.

dün gece bir rüya gördüm. bilinç altım bana ya oyun oynuyor, ya da görmediğim bir şeyleri göstermeye çalışıyor. bilmiyorum. keşke bilseydim.
düşün.
tuhaf. hayatımda kendimle alakalı onca bulmaca var. ama ben hayatıma bir şekilde, ufak bir yerlerden de olsa sızan başka birinin bulmacalarını çözmeye çalışıyorum. kendimle alakalı soru işaretlerim yıllardır duruyor, ama başkası olunca bunları hemen yok etmeye çalışıyorum. sefilim, evet. ve çok aptalım. ne kadar aptalım. keşke daha akıllı ve güçlü olabilseydim. ama ben buyum. bunu kabul etmekten başka seçeneğim yok. diğer yolları seçersem işler daha da boka sarabilir. kendimle alakalı onca soru işaretim var. dediğim gibi. ama ben şimdi o rüya hakkında konuşmak istiyorum. evet. o da neyin nesiydi öyle? nereden çıktı? ne tür bir oyun? yoksa oyun değil mi? her hâlükârda, bilinçaltım, benimle resmen taşak geçiyor. en kaba tabiriyle. evet. normal rüyalar, uyandıktan sonra geçen birkaç dakika içinde unutulur, kaybolur. ama ben bu rüyanın içindeyken geçirdiğim zaman içinde, orada, boynumda hissettiğim sıcaklığı ve... iyi hatırlıyorum. o hissi hala yaşıyorum. rüyanın içinde neler yaşadığımı. evet. unutmadım ve hala taptaze.

ah... ne sefil ve aptalım. seni sefil piç kurusu! burada durmuş, hayatında en ufak bir yere sahip olup olmadığımı bile bilmediğim biri hakkında derin derin düşünüp, uzun uzun yazılar yazıyorum. acziyetin dik alası bir sefillik bu. değil mi? öyle mi?...

acaba. sadece acaba, sen de benim hakkımda düşünüyor musun? günde en az bir defa aklına geliyor muyum? kim bilir? asla bilinmeyecek. ne önemi var ki. unutulup gidecek. yok olacak. hiç olmamış gibi. yaşanmamış gibi. ama yaşandı. ben yaşadım.

tamam, belki bilinçaltın beni rüyalarında göstermiyor. peki bilincin? günde bir defa olsun, beni aklına getiriyor mu? bilmiyorum. keşke bilseydim. ama o zaman ne anlamı kalırdı ki, değil mi? ama neyin anlamı? kafa karışıklığının mı? bu, çok mu anlamlı? belki hiçbir şeyin anlamı yoktur. sadece içinden geldiğince yaşaman gerekir. derin düşüncelerden kaçınmak gerekir belki. ne istediğini ve neyden korktuğunu sorgulamadan, sadece yaşamalısındır belki. yüzeyinde kalmaya çalıştığım kocaman bilinmezlik okyanusunun içinde bildiğim bir yudum varsa, senin böyle yaptığın. sadece içinden geldiği gibisin. sorgulamıyorsun. düşünmüyorsun. içindeki kısrağı özgür bırakmışsın, istediği gibi koşuyor. ve işe yarıyor gibi. yani, iyi görünüyorsun. mutluymuş gibi. ya da en azından kendini hırpalayıp durmuyorsun. aslında bunu ben de deneyebilirim. neden öyle olmuyorum? neden kendimi serbest bırakmıyorum? çünkü korkuyorum. evet. korkularımdan duvarlar örmüşüm, içine hapsetmişim kendimi. dışarı çıkmak için kendime güvenemiyorum. güvenemiyorum. ben buyum. bir sefil. aptal bir sefil. acizin dik alası, aptal bir sefil. sadece. kendimi böyle olmak durumundan kurtarmak gerçekte benim elimde. bunu başka kimse yapamaz. ama ben kurtarmıyorum çünkü aptalım. yapamıyorum çünkü acizim. denemiyorum çünkü sefilim. öyleyim. tamamen bu sayfaları buruşturup atamıyorum. okumaktan çekiniyorum. sadece elimde tutup, üzerlerindeki satırlarda göz gezdiriyorum. içinde kötülük varsa düşünmeden buruşturup atacağım. iyi bir şey varsa başımın tacı yapıp, dünyasında kaybolacağım. ama açıp okumuyorum. sadece elimde tutuyor ve kendimi kendime hapsediyorum. bir başkasının yutmasındansa, kendimi yutup sindirmeyi; başkasının elinden acı çekeceğime kendi kendime acı çektirmeyi seçiyorum. evet bunu ben seçiyorum.
ben buyum.
Güven Sözlük