hacettepe itiraf

küçüklüğümde eve gelen benden küçük misafir çocuklarının ellerini bağlardım ve onları tokatlayarak ağlatırdım. bunu yapınca mutlu oluyordum. şimdi gelenleri de tokatlıyorum. yalnız ellerini bağlamadan dövüyorum. *
sanki doğduğumdan beri depresyondayım. attığım kahkahalar ya da tebessümler sadece yüzümde olup biten bir çeşit kas hareketi. en son ne zaman bir adım sonrasına umut ile baktığımı hatırlamaz oldum. modern dünyanın problemli bir bireyiyim sanırım. ürün bolluğu, kolay erişim, hız, tam otomatik ısıtma ve soğutma sistemleri vesaire... bunların beynimin içerisinde mutluluk özümseyici hiçbir karşılığı yok gibi. hayat boyunca kocaman binaların arasında küçücük ve önemsiz bir birey olarak, mesaiden mesaiye çalışmak. elde ettiklerin ile değil, edemediklerin uğruna yıllarını harcamak. ve biyolojik bünyen "yeter" diyene kadar çılgınlar gibi daha fazlasını istemeye devam etmek. sanırım mutlak huzur, hiç arzu etmemekte gizli.
insanların sahte ve yapmacık olmasından yakınıyorum ama ayak uydurmak adına bazen o kadar yapmacık oluyorum ki şu an yazarken bile kendimden utandım.
yıllardır takipçisiyim, birisi de çıkıp demedi ki uzun siyah saçlı kız
geçen hafta beytepe kampüsünde gördüğüm uzun siyah saçlı kız! negatif enerjin o kadar fazlaydı ki, az kalsın kara delik oluşturacaktın cânım ankara'da.
başkalarına defalarca kolaylık yapılan bir konuda ilk kez ihtiyacım olduğu için bir ricada bulunduğumda önüme engel konmasına çok sinir oluyorum.. insanlar çok kaypak.
genel anlamda her üniversite itiraf sayfaları gibi olan garip bir oluşum. ne için var anlamış değilim.
saldim, cok fena saldim. geri toparlamam cok zor olacak gibi duruyor ama toparlamak gibi bir gayem de yok henuz.
kel kız seni seviyorum.
yüzüme sahte bir gülümseme kondurmam gerektiğinde başımdan boynuma doğru bir ağrı başlıyor.
gel bir yerlere gidip bir şeyler içelim diyen kişi, kısa bir süre sonra ben ilişki yapamıyorum arkadaş kalalım diyor. şahsen ben anlamıyorum. yani çok umurumda olduğundan değil ancak ciddi şekilde işleyiş şeklini anlamıyorum bu kafa yapısının. arkadaş kalalım diyeceksen neden en başta öyle bir şey dersin ki değil mi? al işte kırdın kırdın güzelim giden arkadaşlığı*


oldukça net bir insanımdır, yarım kalan işi de sevmem, yarım kalan ilişkiyi de. beni kalpsiz yaparsa da yapsın efendim.

hayatımdan çıkarmak istemediğim halde şu davranışlar ile insanlar resmen diyor ki gel lütfen beni sil hayatından. sonra bunu onlara söyleyince dumur oluyorlar.

lütfen rica ediyorum, insanların vaktini harcamayın ve daha önemlisi insanlarla oynamaya çalışmayın. sonra durumun suçlusunun sizin davranışlarınız olduğunu anlayınca şoka uğruyorsunuz. ne siz şoka uğrayın, ne de ben kafamı yorayım böyle şeylere. net olun, netlik iyidir.