celal şengör'ün elon musk'ı tanımaması

tamamen şov amaçlıdır . başka bir açıklaması olamaz bunun .

türkiye'nin en büyük sorunu

herkesin, her konu hakkında bilgi sahibi olduğunu düşünmesi. eğitim sistemimizin doğru olduğunu düşünülmesi ve ısrarla doğru olduğunu düşünerek savunmak. ekonominin iyi olduğu. diye uzayarak devam eden bir listenin ilk sıralarında yer alacak birkaç sorundan bazılarıdır.

zeki müren

şarkılara gönül veren
işte benim zeki müren

yardırmak

günümüzde zor şart ve koşullara karşı ilerlemek anlamında kullanılan -espri yüklü- sözcük.
(bkz:yarmak)

binance

ufak miktardaki bitcoin, verge ve ethereum umu sakladığım hong kong merkezli cryptocurrency borsası. komisyon ücretlerinin yok denecek kadar az olmasıyla beraber anlık al-sat hızını en yüksek olduğu (kanımca) borsa da denebilir. hitbtc vb diğer exchange sitelerinden daha sade ve anlaşılır bid/ask akışlı arayüzüyle, saniyelik yenilenen ratelerle yine 'çinliler yapıyo abi ya' dedirtmiyor değil.

ankaragücü

taraftar grubunun adı gecekondu olan spor kulübüdür. bu nedenle ankaralılar çeşitli semtlerde duvarlarda gecekondu yazılarına şahit olmaktadır.

zinanın suç kapsamında sayılması

reis-i cumhur başkanı hazretlerinin verdiği müjdedir.
hamdolsun hükümetimiz, penislerin ve vajinaların birleşiminden doğan ahlaksızlığı önleyecek, yaşanabilir bir türkiye'yi bize miras bırakacaktır.

kaynak: https://tr.sputniknews.com/turkiye/201802201032327559-akparti-mhp-ittifak-cumhur/

bilkent üniversitesi

başarıyı cezalandırma işlemini kendisine ilke edinmiş insanların köpekler ve burslular giremez efsanesiyle vurmaya çalıştığı türkiye'nin sayılı üniversitelerinden birisidir. gayette mütevazı bir yerdir. elbette kendini bilmezler çıkacaktır ama vakıf üniversiteleri içerisinde takdire değer bir başarıdır bilkent.

rüya

26 aralık 2017 gecesi gördüğüm şey.

21 yaşındayım, 14 yaşındaki halimin de orada bulunduğu bir güreş salonuna gidiyorum. güreşçi çocuklar teker teker içeriye giriyorlar, bir yandan da düşünüyorum, ben 14 yaşında buradaydım, muhtemelen şimdi kapıdan o küçük halim girecek. uzunca bir süre bekledikten sonra görüyorum onu ! kendimi ! çilleri henüz kaybolmamış, saçları dökülmemiş, bilekleri gelişmemiş, zayıf, karşı takımın hafif sikletiyle güreşecek, kısa boylu bir çocuk, o kadar dalgın ki beni görmüyor ve önüne bakarak, salonun arka taraflarından bir sandalyeye oturuyor. hemen yanına gidiyorum, sakallı, saçları dökülmüş, biraz da kilo almış halimle. oturuyorum yanına ve elimi uzatarak,
-merhaba! evlat :)
o da uzatıyor elini ve merhaba diyor. bu faslı hemen geçip, beni tanıdın mı diyorum,
biraz çekingen bir tavırla, daha önce görmüş gibiyim diyor. ( aynada gördü sanırım. )
-ben senin büyüklüğünüm evlat, bu günden tam 7 yıl sonraki halin. garip ama hiç şaşırmıyor, hatta biraz üzgünmüş gibi, öyle mi ? diyor sakince. yanına daha fazla sokuluyorum ve ona nasihat etme zorunluluğu hissediyorum kendimde. bunu yapmaya hazırlanırken de, kedimin hiç nasihat dinlemeyen biri olduğumu düşünüyorum bir taraftan. fakat bu sefer nasihat veren benim, herhalde kendimi dinlerim diye düşünüyorum. ortamın gürültüsünden dolayı ağzımı kulaklarına biraz yakın tutarak ; kısa olduğun için üzülüyordun, bugünden sonra bu problem için üzülme, istediğin minimum boya çoktan ulaştın, eh, çillerin de kayboldu. vücudun kimi arkadaşların tarafından övgü bile almaya başladı, adamım tek sorunun saç oldu, bırakıp gittiler seni genç yaşında, ama sorun değil bir yerden aldık bir yerden verdik! :) şaşkınlığı yeni yeni gelmeye başlıyor sanırım, cevap vermiyor bana. bunu söyledikten sonra uzunca konuşuyoruz fakat fazla hatırlayamıyorum. bu uzun konuşmalar sırasında aklımda kalan tek şey sürekli saçlarıma bakıyor olmasıydı. ve, ben de onun saçlarına tabiki, öyle güzellerdiki ... tabi o saçlarımın çirkinliğine bakardı, her baktığında gözlerinde bir acıma duygusu oluşuyordu sanki ... neyse, çocukluğumu bulmuşum ben, felsefe yapmazsam olur mu hiç ? hatırladığım bir kaç sohbetten biri ; evlat, ben senin geçmişini ve geleceğini biliyorum. yaptığın ve yapacağın hataları da biliyorum. çok yanlış düşüncelere sahipsin ama ben bunları sana söylemeyeceğim. sana sadece anahtar bir cümle söyleyip kapatacağım konuyu. hiç birşeyi kulağınla duyduğun anda kabullenme olur mu ? sorgula, herşeyi sorgula. en güvendiğin şeyleri bile sorgula, neden ? nasıl ? sorularını her zaman sor. bunları yapmazsan, tipik bir ortadoğu insanının kafasından ileriye gidemezsin. neyi sorgulayacağım ? diyor bana. her şeyi evlat diye cevap veriyorum. susuyoruz. içimde bir istediğini alamamışlık duygusu hakim oluyor sonra. ulan 7 yıl sonraki halini görmüşsün, sorsana bana dünyanın sorularını, hiç mi merak etmiyorsun nerelerdesin, ekonomik özgürlüğünü kazandın mı, allah'a şirk mi koştun bu tip ne, sor ulan sor bir şeyler sor. ama sormadı, hiç merak bile etmedi. o kadar toz pembeymiş ya da o kadar memnun gibi ki hayatından, içinde herhangi bir kaygı yok. sonra ismim anons ediliyor salon yetkilisi tarafından. güreş sırası gelmiş. tabi ismim anons edilince bir ikileme düşüyorum, ulan küçüklüğüm mü güreşecek ben mi ? niye buraya geldiğimi de bilmiyorum hem. ben bunları düşünürken benim junior kalkıyor ayağa, anlıyorum ki o güreşecek. görüşürüz diyerek hızlıca uzaklaştı yanımdan, bir kaç dakika sonra güreş başladı. sonra güreş esnasında avazım çıktığı kadar bağırıyorum ona, bazı taktikler veriyorum, -kafasını bastır! -ayağını tut! -çık oradan çizgi çok yakın! bir süre sonra güreş bitiyor, tabii ki de benimkisi kazanıyor. etrafa bakıyorum, zaferini kutlayan hiç kimseler yok. hemen koşuyorum ona doğru, alıyorum omuzlarıma, şampiyon! diye bağıra bağıra çıkıyoruz salondan dışarı. dışarıda onu yere indirip, iki elimle yanaklarını bastırıp, alnını dudaklarıma getiriyorum. bir öpücük konduruyorum ona ... seviyorum seni evlat diye fısıldıyorum. hafif bir tebessüm ediyor sonra bana. yemin ediyorum o his, ilk sevgilimi öpmekten daha fazlasını hissettirdi bana ... meğer ne "ben"cilmişim ...

fatih terim

bu adam yüzünden galatasaray’ ın başına kim gelirse gelsin başarılı olamayacak olsa da sayılmayacaktır. bir kulüp nasıl bir adama bu kadar bağlı kalır ve sürekli kahraman olarak gelir anlam veremiyorum. bu da sizin çıkmazınız sevgili galatasaraylılar. bundan da kurtulamayacaksınız maalesef. hadi hayırlı olsun.

termal macun

işlemci üzerine iletkenliği arttırmak amaçlı sürülen, bu sayede fan tarafından üflenen havanın daha iyi soğutmasına neden olan madde.

erken uyanmak

güne erken başlama hissi veren olay.yavaş yavaş güneş doğarken kitap okuyup , tv izleyip veya meyve vs yiyip huzur bulunabilir.

alternatif 14 şubat hediyeleri

kendini geliştirmek.
sadece sevgililer günü için değil sevgili için yapılacak her şeyde dikkate alınması gereken bir kaç ilkeden biridir bence bu. onun ilgi duyduğu şeylere onu meraklandıran heyecanlandıran şeylere yönelip onunla birlikte heyecanlanmaya çalışmak onun okuduğu bir kitaptan alıntılar yapabilmek onun sevdiği türden filmler bulmak izlemek fotoğraf çekilmeyi seviyorsa mesela, iyi bir fotoğrafçı olmaya çalışmak mimarsa mesela onun maketlerine yardımcı olacak kadar el becerisi geliştirmeye çalışmak gibi. okumak dinlemek seyretmek değişmek ve kaçınılmaz entelektüel gelişim göstermek bence hem sevgiliye hem kendine verilecek en güzel hediyedir.

stefan zweig

kesinlikle okunması gereken yazarlar listesinde daima ilk 3'e girecek yazardır.

şu an okunan kitap

emre kongar - kızlarıma mektuplar

riders on the storm

need for speed underground 2 ile tanıdığımız şarkı. snoop dogg ve the doors birleşimiyle ortaya çıkan, girişiyle maziye götüren efsane.

https://www.youtube.com/watch?v=0VAF-4Er7_A&index=41&list=PLaUE9WkKLxUwofGC2BbEAK0fafn4mxPCf

futbol

belirli kuralar çerçevesinde 11 as ve ülkelere göre değişen yedek oyuncu sayılarıyla iki rakip takımın birbirinin kalelerine gol atmaya çalıştığı evrensel bir oyun.

tez yazmak

üniversite tezimi bir üst dönemden bir arkadaş ile birlikte yaptım. kızı hiç görmemiştim listede ismimizi yanyana görünce tanışmış olduk. çok şanslıydim sözlük çok. kız çok zengindi, araştırma için ben koşturmustum giriş yazısını yazdırma vs masrafını o çekmişti. sanki tezi ben tek yapıyordum da o sadece sponsor oluyor gibiydi. bir nevi alan memnun satan memnun :)) yani tez yazımında rahat edeceksiniz ya zeka lazım ya para .. bir de zaman...

finlandiya

fin hamamı aklıma geliyor :)

sis

sabahları evden çıkarken kendimi the walking dead evreninde hissettiren höde.

sisli havaları seviyorum ama o yapış yapış bıraktığı ıslaklık hissini sevmiyorum.